Gıybet ve İftara nedir bilir misin?

Eğer söylediğin şey onda varsa gıybet ettin; yoksa, 

o zaman ona iftira ettin demektir.

(Müslim, Birr 70. Ayrıca bakınız.

Ebû Dâvûd, Edep 35; Tirmîzi, Birr 23)

İstiâze: اَعُوذُ بِالّٰه مِنَ الشَّيْطَانِالرَّج۪يمِ

Kovulmuş şeytanın şerrinden 

Allâh'a sığınırım.

Besmele: بِسْمِ اللهِارَّحْمَنِ ارَّحِيم

Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اجْتَنِبُوا كَث۪يرًا مِنَ الظَّنِّۚ

 اِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ اِثْمٌ وَلَا تَجَسَّسُوا وَلَا يَغْتَبْ بَعْضُكُمْ بَعْضًاۜ 

اَيُحِبُّ اَحَدُكُمْ اَنْ يَأْكُلَ لَحْمَ اَخ۪يهِ مَيْتًا فَكَرِهْتُمُوهُۜ

وَاتَّقُوا اللّٰهَۜ اِنَّ اللّٰهَ تَوَّابٌ رَح۪يمٌ

Gıybet: Kuran'ı Kerim'de ölü kardeşinin etini yemek gibi değerlendirmiştir. 

Ey iman edenler! Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetlerini araştırmayın.

Birbirinizin gıybetini yapmayın.

Herhangi biriniz ölü kardeşinin etini  yemekten hoşlanır mı? İşte bundan tiksindiniz!

O halde Allah'tan korkun. 

Allah’a karşı gelmekten sakının.

Şüphesiz Allah tövbeyi çok kabul edendir,

çok merhamet edendir.

(Hucurât Süresi, 12. Âyet Cüz: 26)

Oku, öğren, yaşa, anlat, iftira atma ve

İftirâyı yayma.

Gıybet ve iftirâ ne kadar vebal gerektiren bir davranış ise, duyulan her haberi araştırmadan doğru kabul etmek, bilerek ya da farkında olmadan iftirânın yayılmasına sebebiyet vermek de dini ve ahlaki bakımdan aynı derecede sorumluluk gerektiren bir davranıştır.

Yüce Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de bizi şöyle uyarmaktadır: Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur”(İsrâ, 17/36. (ayrıca)

(Nîsa, 135. Ayet)

Gerçek bilgi ve kanıta değil, tahmine dayalı hüküm (Zan)

"Zandan sakınınız. Çünkü zan (yersiz itham), sözlerin en yalan olanıdır. Başkalarının konuştuklarını dinlemeyin, ayıplarını araştırmayın, birbirinize karşı öğünüp böbürlenmeyin, birbirinizi kıskanmayın, kin tutmayın, yüz çevirmeyin. Ey Allah'ın kulları! Allah'ın size emrettiği gibi kardeş olun... (Müslim, "Birr",30)

İnsanların gizliliklerini araştırmak.

(Tecessüs)

İnsanları arkalarından çekiştirmek.

(Gıybet)

Gıybet edene âfiyet olsun ölünün etini yedin demeliyiz...

Bir kimsenin gıyabında, arkasından hoşuna gitmeyeceği bilinen bir şeyini konuşmak, başkalarına aktarmak gıybettir.

İslâm ahlâkçılarına göre ayıptır,

dîne göre günahtır. Câiz değildir.

Peygamber efendimize, “Birisinin arkasından söylediklerimiz doğru ise, onda bu kötü nitelik varsa yine de yasak olan gıybet gerçekleşir mi?” diye soranlar şu cevabı almışlardır: Söylediğiniz onda varsa gıybet etmiş olursunuz, yoksa yaptığınız iftira olur”(Müslim, Birr, 70)

Şu hadis de bu kötü huylar ve alışkanlıklarla ilgilidir: Zanna kapılmaktan sakınınız, 

Zan en fazla asılsız olabilen haber ve bilgi türüdür. 

Kulak kabartmayınız, gizlilikleri araştırmayınız, başkalarını kıskanmayınız, öfkenize kapılmayınız, birbirinize sırtınızı dönmeyiniz. Ey Allah’ın kulları!

Kardeş olunuz” (Müslim, “Birr”, 28).

Kaynak: Kur'an Yolu Tefsiri Cilt: 5 Sayfa: 96

Göz; Allâh'ın kudret ve sanatını görmek içindir..

Eşin, dostun ayıplarını haramlarını görmek için değildir.

Gördüklerimiz duyduklarımız bize emânettir.

 Gördüysen duyduysan dedi kodu yapma: Sus 

Görmediysen iftirâ atma: Sus

Gıybetçi: Gıybet eder,

Salih amellerini başkasına kaptırır.

Gıybetin yapılmasıda,

Dinlenmeside Haram'dır.

Gıybet etmek leş yemekten daha 

kötüdür.(İ. Hibban ve Ahmed) 

Gıybet ve Kovuculuk kişinin îmânını zayıflatarak yok eder. 

Gıybet edenin duâsı kabul olmaz.

Beş Şey Oruç ve Abdest'te hayır bırakmaz:

Yalan. Gıybet. Söz taşıma, Şehvetle harama bakmak. 

Yalan yere yemin etmek.(Deylemi)

Gıybet yapmayan Allah'ın güvencesindedir.

(İbn-i Hüzeyfe)

يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُٓوا اِنْ جَٓاءَكُمْ فَاسِقٌ بِنَبَاٍ

فَتَبَيَّنُٓوااَنْ تُص۪يبُوا قَوْمًا بِجَهَالَة

فَتُصْبِحُوا عَلٰى مَا فَعَلْتُمْ نَادِم۪ينَ

Ey iman edenler! Eğer bir fâsık size bir haber getirirse onun doğruluğunu araştırın. 

Yoksa bilmeden bir topluluğa kötülük edersinizde sonra yaptığınıza pişman olursunuz.

(Hucurât Sûresi, 6. Âyet)

اِنَّ الَّذ۪ينَ جَٓاؤُ۫ بِالْاِفْكِ عُصْبَةٌ مِنْكُمْۜ لَا تَحْسَبُوهُ شَرًّا لَكُمْۜ بَلْ هُوَ خَيْرٌ لَكُمْۜ لِكُلِّ امْرِئٍ مِنْهُمْ مَا اكْتَسَبَ مِنَ الْاِثْمِۚ وَالَّذ۪ي تَوَلّٰى كِبْرَهُ مِنْهُمْ لَهُ عَذَابٌ عَظ۪يمٌ

O ağır iftirayı uyduranlar, sizin içinizden bir guruptur. 

Bu iftirayı kendiniz için kötü bir şey sanmayın. 

Aksine o sizin için bir hayırdır. onlardan her biri için, işledikleri günahın cezası vardır. 

içlerinden (elebaşılık ederek) O günahın büyüğünü üstlenen için ise ağır bir azap vardır.

(Nur Sûresi, 11. Âyet Cüz: 18)

لَّوْلَآ إِذْ سَمِعْتُمُوهُ ظَنَّ ٱلْمُؤْمِنُونَ وَٱلْمُؤْمِنَٰتُ بِأَنفُسِهِمْ خَيْرًا وَقَالُوا۟ هَٰذَآ إِفْكٌ مُّبِينٌ

Bu iftirâyı işittiginiz zaman, Îman eden erkek ve kadınlar, kendi din kardeşleri hakkında iyi zan besleyip de, "Bu apaçık bir iftirâdır" deselerdi yâ!

(Nur Sûresi, 12. Âyet Cüz: 18)

Onlar iftirâcılar bu iddialarına dair 

dört şahit getirselerdi yâ! Madem ki şahit getirmediler;

 işte onlar Allah yanında yalancıların ta kendileridir.

(Nûr Süresi, 13. Ayet Cüz: 18)

Eğer size dünya ve ahirette Allah'ın lütfu ve rahmeti olmasaydı, 

içine daldığınız bu iftiradan dolayı size mutlaka büyük bir azap dokunurdu!

(Nur Süresi, 14. Ayet Cüz: 18)

إِذْ تَلَقَّوْنَهُۥ بِأَلْسِنَتِكُمْ وَتَقُولُونَ بِأَفْوَاهِكُم مَّا لَيْسَ لَكُم بِهِۦ عِلْمٌ وَتَحْسَبُونَهُۥ هَيِّنًا وَهُوَ عِندَ ٱللَّهِ عَظِيمٌ

Hani o iftirayı dilden dile dolaştırıyor; hakkında hiçbir bilginiz olmayan şeyleri 

ağzınıza alıp söylüyor ve bunu önemsiz bir iş sanıyordunuz. Hâlbuki bu, Allah katında büyük bir günahtır.

(Nûr Süresi, 15. Ayet Cüz: 18)

وَلَوْلَٓا اِذْ سَمِعْتُمُوهُ قُلْتُمْ مَا يَكُونُ لَنَٓا اَنْ نَتَكَلَّمَ بِهٰذَاۗسُبْحَانَكَ هٰذَا بُهْتَانٌ عَظ۪يمٌ

Bu iftirâyı işittiğiniz vakit, böyle sözleri ağzımıza almamız bize yakışmaz. 

seni eksikliklerden uzak tutarız Allah’ım! Bu, çok büyük bir iftiradır” deseydiniz ya!

(Nûr Süresi, 16. Âyet Cüz: 18)

Eğer inanıyorsanız, bu gibi şeylere bir daha ebediyyen 

dönmemeniz için Allah size öğüt veriyor. 

(Nur Sûresi, 17. Âyet Cüz: 18)

Allah, size âyetleri açıklıyor. Allah, her şeyi hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

(Nur Sûresi, 18. Ayet Cüz: 18)

اِنَّ الَّذ۪ينَ يُحِبُّونَ اَنْ تَش۪يعَ الْفَاحِشَةُ فِي الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا لَهُمْ عَذَابٌ اَل۪يمٌۙ فِي الدُّنْيَا وَالْاٰخِرَةِۜ وَاللّٰهُ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

İnananlar arasında hayâsızlığın yayılmasını arzu eden kimseler var ya; 

onlar için dünya ve ahirette elem dolu bir azap vardır. Allah bilir, siz bilmezsiniz.

(Nur Suresi, 19. Âyet Cüz: 18)

Allah'ın lütfu ve rahmeti sizin üzerinize olmasaydı ve 

Allah çok esirgeyici ve çok merhametli olmasaydı, 

haliniz nice olurdu?

(Nur Sûresi 20. Ayet Cüz: 18)

Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın diyerek

 yaşattığınız yılanların bir sonraki hedefi siz olursunuz.

(Fatih Sultan Mehmet)

İnsanlar arasında bozgunculuk ve kötülük sokmaktan sakının! Çünkü böyle hareket, dîni yok eder.

(Ebu Dâvûd, "Edeb", 50)

Ara bozuculuk yapan, Yaptığı iyiliği başa kakan ve 

Cimri olan kimse Cennete giremez.

(Tirmizî, Birr, 41)

Ara bozmak için laf getiren kimse Cennet'e giremez.

(Buharî, "Edeb" 50; Müslim, "Îman" 45)

Söz taşıyanlar Cezâlarını çekmeden ya da 

affedilmedikçe. cennete giremezler.

(Müslim, Îman, 168; Tirmîzi, Birr, 79)

"Tesbih Taşı, Laf Taşıma"

Ben Tesbih Taşırım 

Ama Laf Taşımam

Sana söz getiren, Senden söz götürür. Uyanık ol. ağzına mazeme verme dikkat et.

Benim günahım bana yetiyor,

Başkasının dedikodusunu bana yapma.

günahına beni ortak etme.

"Dedi kodu yapanı susturan şehit sevabı alır" 

(Hadis-Şerif)

Göz herşeyi görürde kendini görmez

Kuyruk acısı olan öyle insanlar var ki

Kendi gözünde ki merteği görmez.

Başkasının gözündeki çöpü görür.

Öküzün altında buzağı arar.

Kendini düzeltmeyen. Kendi hatasını görmeyen,

Kendini hesâba çekmeyen

Kendini sütten çıkmış akkaşık zanneden. Hep başkasında hata kusur gören insan olgunlaşmamış kemâle ermemiş insan demektir. Böyle insanlar çocuk gibidir olgunlaşamazlar.

İyi insan olmaya çalışın. Âdil olun, merhâmetli olun. Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmayın.

Hüsnü Zan?

Kesin hüküm bulunmayan bir şeyi iyiye yorumlamak, iyiyede kötüyede yorumlanacak bir işe,

 güzel yönünden bakmak demektir.

Bunun zıddı ise Suizan olup ?

kesin hüküm bulunmayan bir şeyi kötüye yorumlamak,

 her şeye menfi yönden bakmaktır Kötü düşünce, 

şüphe pisliktir Hadis-i şerifte buyuruldu ki: 

(Suizan etmeyin. Suizan,

yanlış karar vermeye sebep olur. 

İnsanların gizli şeylerini araştırmayın,

kusurlarını görmeyin, münakaşa, haset ve düşmanlık etmeyin, birbirinizi kardeş gibi sevin, çekiştirmeyin. 

Müslüman Müslümanın kardeşidir,

Ona zulmetmez, yardım eder.

Onu, kendinden aşağı görmez.

(Buhârî, Müslim) (Müslim, Birr, 28)

Zan ile, başkasının kötü olduğunu kabul eden, Onu gıybet eder, ona dil uzatır.

Onu kötü, kendini iyi bilir.

bu da, Helâkına sebep olur. 

"Beyin okumak, Başkalarının yapmadığını düşünmediğini düşünmek ve söylemek zan'dır.

zanda günahtır. 

Bülbül güle, Karga çöplüğe götürür.

Anne - Babalar dikkat edin dedi kodu yapmayın,

Başkaları aleyhinde konuşmayın ki çocuklar kötüyü örnek alıp dedikoducu, yalancı ve iftiracı olmasınlar. Güler yüzlü, her şeyin iyi tarafını gören davranışlar sergileyen ki, çocuklar karamsar huylar edinmesinler. sahip olamayacakları şeylere özendirmeyin ki somurtkan, umutsuz olmasınlar.

sevmedikleri başaramadıkları işlere de zorlamayın ki kendilerini beceriksiz, faydasız görüp güvenlerini kaybetmesinler. Huzur, muhabbet, bereket, ahlâk, eğitim, sevgi saygı ibadet, duâ

Her şey ailede başlar. 

Ağaç yaşken eğilir.

Eğitmediğin insan senin değildir.

Sana düşman olur.

Geleceğin anne babası çocuklar ve gençlerdir.

Her çocuk birer gelecek ve umuttur. 

Hoca terbiyesi almamış,

Aile terbiyesi almamış insanı eğitemezsin"

Allah, evlerinizi sizin için bir sükûnet yeri kıldı.

(Nahl, 16/80. Âyet)

Hümeze Sûresi Anlamı;

1-2. İnsanları arkadan çekiştirip küçük düşüren, (el, kaş ve göz işaretleriyle) alaycı davranışta bulunan her kişinin vay haline O ki malı toplayıp durmadan sayar. 

3. (O,) malının kendisini (dünyada) ebedî bırakacağını (şöhretin servetle olacağını) zanneder.

(Ahirette hesabı unutur, serveti için her türlü yolu meşru görür.

4. Hayır! Andolsun ki o, (madde perest olduğu için hakaretle fırlatılıp) Hutame’ye atılacaktır.

5. Bilir misin Hutame nedir?

6-7. (O,) (acısı) tâ yüreklere işleyecek, Allah’ın tutuşturulmuş

 (asla sönmez) ateşidir.

8-9. Onlar uzatılmış sütunlar içinde (bağlı) oldukları halde, o (ateşin kapısı) onların üzerine kapatılmış 

(olacak)tır.

(Bu Sürede Malına güvenen ve

Gıybet eden kınanmıştır.)

(Mal sâhibi, Mülk sahibi hani bunun ilk sâhibi Malda yalan mülk'te yalan var birazda sen oyalan. Malına, makamına, etrâfındaki çevresine güvenen insanlar aldanmıştır.

Allah'a güvenmemiz lâzım.

İbn Ömer radıyallahu anhuma'dan: Rasulullah (s.a.v) şöyle buyurdu: Bir kimse, fısıldaşan iki kişinin arasına onların izni olmadan giremez.

İki kişi konuşurken izinsiz aralarına girme, kulak verip onları dinleme.

(Ebû Nuaym Hilye (8/198)

(Sunenu'l-İsfahani (2309)

Rasulullah (s.a.s) şöyle buyurdu: Üç kişi olduğunuz zaman içinizden ikisi, üçüncünüzü katmadan aralarında fisıldaşmasın. Zîra böyle bir hareket onu üzer.

(Ebu Nuaym Hilye (4/107) 

Sunenu'l-İsfahani (2310)

Müslüman kardeşinin ayıplarını araştırmayın. 

Çünkü her kim müslüman kardeşinin ayıplarını araştırırsa

Allah'u Teâlâ da onun ayıbını tâkip eder, inceden inceye soruşturur; Öyle ki, evinin içinde bile olsa onu rezil rüsva eder.(Tirmîzi, Birr, 83)

Her duyduğunu söylemesi kişiye yalan olarak yeter.

(Ebû Dâvud, Edep, 80)

Kötülükler kolay ve çabuk yayılır.

İnsan, küs olduğu, kıskandığı ve çekmediği insanı yerden yere vurur ama kim ne yaparsa kendine yapar.

Çoğu insan başkalarının Hatâsını görüp kendi hatasını 

görmemezlikten gelir. Bu tutum nefis muhâsebesini yapmada önemli bir engeldir. 

Halbuki yüce Allah. 

Nefislerinizi temize çıkarmayınız, 

Çünkü O, kötülükten sakınanı daha 

iyi bilir.(Necm Sûresi, 12. Ayet)

Kendini tanımayan insan, 

Başkasını tanıyamaz.

Kendisine saygısı olmayanın başkasına saygısı olmaz. 

Kendi hatalarını, düzeltme cesâreti olmayan insanlar başkalarının hatalarını eleştirerek

Huzur bulmaya çalışıyorlar...!

Olgun insan hata kusur örter

Câhil insan hata kusur arar.

İnsanların ayıplarıyla meşgul olan,

Kendi ayıplarını görmez.

(Hz Ali r.a)

İnsanlar kendi işlediği kocamân günahları çuvala basar, senin küçücük yanlışını duvara asar.

Başkalarını düzeltmek için önce kendinizi düzeltiniz. 

(Hz Ömer r.a) 

Başkalarının yanlışları ve kötülükleriyle uğraşarak 

ruhunu karartma düzeltilmesi 

gereken tek insan kendinsin.

Hatâlarımı ve kusurlarımı düzeltenden Allâh razı olsun.(Hz Ömer r.a)

Hatalarımı başkalarına değil, Bana söyle Çünkü onları düzeltecek olan başkaları değil, 

Benim.

Yanlış yaptığımızda bizi uyarmazsanız sizde, 

Uyardığınız halde sizi dinlenmezsek bizde hayır yoktur...(Hz Ömer)

Rabbim kulak verenlerden eylesin.

Memnuniyetini Eşine Dostuna,

Hatamı Kulağıma Söyle.

En sevdiğim kişi, Bana ayıp ve 

kusurlarımı haber verendir.

(Suyûti Târihu'l Hulafâ, s. 130)

Herkes çok alıngan, Nâpalım doğruları Âhirette mi söyleyelim?

Hayatta çok şey yaşarsın,

Acısı tatlısı ile ama bir şey kaldıramazsın.

Haklı olduğun halde, haksızlığa

Bu zamanın en büyük hilesi,

İnsanları haklıyken haksız duruma 

düşürmek.

Kendimizi sütten çıkmış akkaşık 

zannetmiyelim.

İnsanlara dikkat et. teenni ile yaklaş

Öyle insanlar varki dışı dost içi düşman. 

Olmuş düşman, 

Allah etsin pişman.

Eski düşmandan adama dost olmaz.

Düşmanla karşılaşmayı aslâ istemeyin, ancak karşılaştığınızda da sabırlı olun!

(Buhâri, Cihad, 156)

Sizin en kötünüz, temiz insanlara kusur bulan ve dostlar arasına ayrılık düşüren kimselerdir.

(Hz Ali r.a)

Kim bir müslümanın kusurunu örterse, 

Allah da Kıyamet günü onun kusurunu örter.

(İbn Mâce, "Hudûd" 5)

(Müslim Birr, 1/72)

Merhamet eden, Merhâmet bulur.

Merhamet etmeyene merhamet olunmaz. 

Kusurları bağışlamayan kimse kendiside bağışlanmaz, 

Affetmeyen kişi affolunmaz,

Günahlardan korunmaya çalışmayan kimse de korunup 

takvâya erdirilmez!

(Buhârî, el-Edebü'l-Müfred, Dımaşk, 2001, s. 415, no: 371)

Allah'ın affına merhâmetine mazhar olmak istiyorsak 

önce kendimiz sosyal hayatta bize yanlış yapanları 

affedeceğiz. İntikam almayacağız. 

Affedici olmak ne güzel şey.

Birbirinize buğz etmeyin,

Birbirinize haset etmeyin,

Birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz."

(Buhârî, “Edeb”, 57, 62)

Hasetten sakının çünkü ateşin odunu yakıp bitirdiği gibi, haset de iyi amelleri yer bitirir.

(Ebû Dâvud, Edeb, 52)

Dünyada en huzursuz kimse,

gönlünde haset ve kin tutandır.

(İmam-ı Şâfi)

Sevmek rahmâni, Kin ise şeytâni.

Din ile kin bir arada olmaz.

Bir insanın kusuru varsa söylemek lazım.

İçinden kin tutmamak lazım...

Dargınlık Haram.

Bir müslümanın bir Müslüman'a

Üç günden fazla küs durması Haramdır.H-Ş

O insanı öldürmek kadar günahtır.

Arkadaşını affet.

Affettiğini hatırlatma ve Hatırlama.

(Şeyh Şamil)

Peygamberimiz toplumda Duâ yapacağı zaman, aranızda küs olan varmı diye sorardı? Çünkü haram işlenen yerde duâlar kabul olmaz.

Her insanla aramızda problem olabilir önemli olan problemleri konuşarak çözebilmektir...

Küsmek darılmak için bahâneler aramak yerine, 

Sevmek sevilmek için çâreler arayın.

En büyük ibâdet sevebilmektir.

(Yunus Emre)

Sevgisiz insandan dünya korkar.

İnsanları incitmeyin. Çünkü onları 

birgün incitmek için bile bulamaya bilirsiniz

Râbbim hiçbir gönlün kırılma sebebi eyleme beni.

Şu fâni dünyada düşmanını değil, 

Dostunu çoğalt.

Gerçek düşman olarak şeytanı bil.

Başka kimseye düşmanlıkta bulunma.

Allahu Teala'nın rızka kefil olduğunu bil.

Allah'ın sende olan hakkı ile meşgul ol.

Bağışla yücel, Kin tutma alçal.

Allah rızası için kırgınlıklara küskünlüklere son verelim; Birbirimize, Selâm verelim.

Helâlleşelim. Hediyeleşelim. Hediye kalpteki duygu ve kötü düşünceleri yok eder.

Zararın neresinden dönersek kârdır.

İki düşman arasında öyle konuş ki,

Barıştıkları zaman utanmayasın.(Sâdi)

İnsanların arasını düzeltmek için iyilik maksadıyla söz taşıyan veye iyilik maksadıyla (yalan) söyleyen, yalancı değildir."(Buhârî, "Sulh", 2)

Mü'minler ancak kardeştirler.

Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin.

Allah'a karşı gelmekten sakının ki size merhamet edilsin.

(Hucurat Süresi, 10. Âyet)

Allah’a ve Resûl’üne itaat edin ve birbirinizle çekişmeyin. sonra gevşersiniz ve gücünüz, devletiniz elden gider. sabırlı olun. Çünkü Allah sabredenlerle beraberdir.

(Enfâl Süresi, 46.! Âyet)

Bir insanı sevmiyorsan o insana sevmediğini belli etme. Sevmediğini anlarsa sana düşman olur toplumda fitne çıkarır. Düşmanını değil, dostunu çoğalt.

Dost uyur, Düşman uyumaz.

(Akşemsettin Hz)

Ey îman edenler! Bir topluluk bir diğerini alaya almasın.

Belki onlar kendilerinden daha iyidirler. 

Kadınlar da diğer kadınları alaya almasın.

Belki onlar kendilerinden daha iyidirler Birbirinizi karalamayın, 

Birbirinizi kötü lakaplarla çağırmayın.

İmandan sonra fâsıklık ne kötü bir namdır!

Kim de Tövbe etmezse,

İşte onlar zâlimlerin ta kendileridir.

(Hucurât Sûresi, 11. Âyet Cüz: 26)

Bir kötülüğün karşılığı ona denk bir davranıştır, ama kim bağışlar düzeltme yolunu tutarsa Onun mükâfâtını Allah verir.

Hiç şüphe yok ki, O haksızlık edenleri sevmez.(Şûrâ Sûresi, 42/40)

Nereden gelirse gelsin ve kime yönelik olursa olsun şiddetin, zulmün her çeşidi kötüdür ve

Allah, zalimleri asla sevmez.

(Âl-i İmrân, 3/57)

Kötünün sonu kötü olur.

Aklını başına topla. Kendine gel.

Müslüman kardeşine çamur atma.

Kendini bataklıkta bulursun sonra helak olursun.

اَعُوذُ بِالّٰه مِنَالشَّيْطَانِالرَّج۪يمِ 

بِسْمِ اللهِارَّحْمَنِ ارَّحِيم    

قَالَتْ اِنّ۪ٓي اَعُوذُ بِالرَّحْمٰنِ مِنْكَ اِنْ كُنْتَ تَقِيًّا

Senden Allah'a sığınırım. 

Eğer Allah'tan çekinen (korkan)

biri isen bana kötülük etme.

(Meryem Sûresi, 18. Âyet)

Hediyeleşin ki içinizdeki kin gitsin. 

birbirinize sevginiz artsın ve aranızdaki düşmanlık 

yok olup gitsin.

(Muvatta, "Hüsnü'l-Huluk", 4)

Hediyeleşmek sünnettir.

Gönülleri kaynaştıran salih bir amel: Hediyeleşmek 

peygamberimiz, hediyeleşin buyurarak Hediyeleşmenin 

kalpteki kötü duyguları kötü düşünceleri gidereceğini bildirmiştir. Küçük de olsa verilen hediyeyi

hakir görmemeyi öğütlemiştir.  

(Tirmîzi Velâ ve Hibe, 6) 

Hediye vermek için özel günleri 

beklemeye gerek yoktur. 

"Çam sakızı çoban armağanı"

Az veren candan, çok veren maldan" gibi atasözlerimiz hediyenin maddi değerinden ziyade mânevi değerinin önemli olduğunu ifade eder.

Din kardeşimize gösterdiğimiz bir tebessüm, bir güzel söz dahi hediye olabilir.

Bu bilinçle, ailede, arkadaşlar, komşular, ve akrabalar

arasında yapılan hediyeleşmeler birlik ve beraberliğimizi sağlamlaştıracak birer vâsıtadır.

Allah'ın kulları, yeryüzünde vakar ve tevâzu ile yürüyen kimselerdir. Câhiller onlara laf attıkları zaman, 

"selâm! der geçerler.

(Furkan Sûresi, 63. Ayet Cüz: 19)

(ayrıca bakınız: Furkan, 72. Âyet)

خُذِ الْعَفْوَ وَأْمُرْ بِالْعُرْفِ وَاَعْرِضْ عَنِ الْجَاهِل۪ينَ

Sen af yolunu tut, iyiliği emret,

Câhillerden yüz çevir. 

(Â'râf Sûresi, 199. Âyet Cüz: 9)

فَلَا تَكُونَنَّ مِنَ ٱلْجَٰهِلِينَ

Sakın Câhillerden Olma. 

(En'am, 35. Âyet Cüz: 7)

قَالَ اَعُوذُ بِاللّٰهِ اَنْ اَكُونَ مِنَ الْجَاهِل۪ينَ 

Kendini bilmez cahillerden olmaktan Allah’a sığınırım.

(Bakara Sûresi, 67. Âyet Cüz: 1)

Günün Reçetesi

Her zaman şükredin

Hayatınız daha da kötü olabilir.

Asla kin beslemeyin, 

Size yanlış yapanı Allâha havâle edin. Herkesin adâleti şaşar da

Allah'ın adâleti şaşmaz..

Ben Hakkımı Allâh'a Emânet ettim.

Hak Edene Helal Olsun.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner309

Eticaret