Öğretmenler günü kutlamalarının 40. Yılına erişmiş olmanın bahtiyarlığını yaşadığımız günler keşke pandemili günler olmasaydı.

    İlkini 24.kasım.1981 günü coşkuyla kutlamıştık. Dile kolay tam kırk yıl oldu. Ve tüm kutlamalara bu güne değin istisnasız katılanlardanım. Yıllar geçtikçe içimizde yediveren güller gibi açacağını baştan düşünmemiştim. Ama aksi oldu. Öy le kök saldı ki !.. 24 Kasım’ları iple çeker olduk. Ne yapacaksın meslek aşkı. İçimizden geliyor. Aradan geçen zamanda kutlamalarda yol arkadaşı olduklarımızdan bir çoğunu kaybettik Onları rahmetle anıyorum. Hele içlerinde genç yaşta olanların  hüznü hale tazeliğini korumakta.

     Bir öğretmen ve eğitim yöneticisi olarak neler söylemek istersiniz diye sorsanız*?İnanın dillerim tutulur. Nereden başlasam diye .  Hani öğrencileri değerlendirirken, ”kuzum bildiğin bir yeri anlat” dediğimizde  cevap alamadığımız anlar olduğunu lütfen hatırlayınız. Bizimki de oyle. Ama  sorsanız ki okullarda yaşadığınız bir anıyı anlatın  o zaman iş kolay:

      Yıl 1977. Gümüşhane orta dereceli okulların birindeyiz. O yıl 20 kadar bakanlık müfettişi İl genelindeki okulları denetliyordu. Mesleğinde  hayli deneyimli bir müfettiş (ismini vemiyeyim)  stajyer bir öğretmenin  ders denetiminden sonra müdür odasında nasihat ediyordu. Nasihat dediğime bakmayın, öyle azarlıyor ki? “Hoca hanım. Sesin çıkmıyor,  sinek uçsa sınıfta duyulacak. Sen ne biçim öğretmensin?” Müfettiş köpürdükçe bayan öğretmen renk alıp renk vermeye, gözleri dolmaya, arada bana bir  bakıp adeta yardım et dercesine  zor durumda kalması na tahammül edemedim. Ve müdahil oldum. “Sayın müfettişim. Bu kadar azarlamaya hakkınız yok.Beni azarlayabilirsiniz. Ama öğretmen daha yeni. Yarın bu öretmen burayı terk edip gidecek ,sizde gideceksiniz bizim tek başımıza burda kalmamız daha mı hoş olur” deyınce, Bay müfettiş çantasını kaptığı gibi  “Müdur bey ,biz bildiğimizi söyleriz anlayan ders alır, anlamayana   sözümüz  olmaz.”Biz dersimizi yeterince aldık” cevabım adamı çıldgına döndürdü. Soluğu  Vali (M.Ç)in yanın da aldı. Vali Aradı.”Ya Yusuf sadık Sen ne yapmışsın?. Müfettişi fena halde kızdırdın.” Olayı anlattım.  Meğer Vali bey müfettişlere,Yusuf Sadık  başarılı bir yöneticimiz .Onu bize bırakın  bir yanlışlık oldu. hallederiz diye gönül alması işe yaradı. Bir gün sonra Milli Eğitim Müdür Sekreteri (Ü.K.) aradı “Hocam, Müfettiş bey sizinle görüşecek.”” Alo  Müdür bey, çayınızı içmeye geliyoruz. “ Şeref verirsiniz.” Hazırlık yaptık tam tekmil üç beyefendiyi karşıladık. Ağırladık, öğretmenin gönlünü aldılar.Banada,”ya bu kadar  yer gezdik 4 kurumu (Kız meslek Lişsesi. Ticaret Lisesi, Meslek Yüksek Okulu , Beden Terbiyesi Bölge Müdürü)  yöneten senin gibi yöneticiye ilk kez rastladık. Keşke önceden tanımış olsaydık” Dediler. Ve tüm öğretmenlere, tabi iki, bana da teşekkür ederek ayrıldılar.

     Anılar çok yeri geldikçe can sıkmadan elbette paylaşacağız. Başıma gelenlerin çoğu meslektaşlarıma arak çıkmamdan kaynaklanmıştır. Hele birisi var  ki dillere destan.

    Ağrı Milli Eğitim Müdürü İken,(1996) Patnos -Cengiz Çıkrık ilköğretim Okulu müdür yardımcısını değiştirmedim diye Dönemin Milli Eğitim Bakanı M. Sağlamın gazabına uğratıldım. Bedelini öğretmen olarak Ankara 5. Akşam Sanat olkuluna sürgün edilerek ödedim. (yargı kararı ile hakkımı söke söke aldım)

    Ne olacaktı ?Bugün ben yine aynı Yusuf Sadık dım.. Haksızlıklar karşısında yay olmadım ok gibi menzilime vardım. Buda bana ve okuyan meslektaşlarıma yeter ve artarda.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

banner333

banner309

Eticaret